YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12379
KARAR NO : 2012/34840
KARAR TARİHİ : 16.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, daha önce tanımadığı katılanın işlettiği tuhafiye dükkanına gelerek, “nasılsın, beni tanımadın mı, Bilal abim arabayı daha satmadı mı” dediği, katılanın, sanığın bu sözlerine, sanığı, eşi Bilal’in arkadaşı zannettiği, bunun üzerine, sanığın eşine birkaç parça eşya almak istediğini belirttiği, beden problemi olabileceği kendisine söylenmesine kağmen, sanığın, eşinin yeni doğum yapması nedeniyle gelemeyeceğini söylediği, katılan, sanığa arabayla geldiğini hatırlatarak eve gidip eşini alabileceğini söyledikten sonra, sanığın telefonla bir yeri aradıktan sonra, eşinin gelemeyeceğini söylediği, sanık, “eşyaları alıp evde deneyelim, 10 dk sonra döneceğim” dediği, sanığın, yaklaşık olarak 250.00 TL değerinde eşyayı alarak işyerinden uzaklaştığı, katılanın, sanığı bıraktığı telefon numarasından aradığı, akşama geleceğini söylemesine rağmen bir daha geri dönmediği, iddiaların tanık tarafından doğrulandığı olayda dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayininin yasaya aykırı olması ve adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 157/1.maddesi gereğince verilen 365 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 7.300 TL adli para cezası ile cezalandırılması ifadesinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1.maddesi gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 100 TL adli para cezası ile cezalandırılması” yazılmak ve hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.