YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12429
KARAR NO : 2012/35732
KARAR TARİHİ : 25.04.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın banka kartlarının para çekme makinasına sıkışmasını sağlayacak düzenek oluşturup, para çekmek isteyen müştekinin kartının makinaya sıkışmasını sağladıktan sonra müştekinin ekranda beliren isminden cep telefonu öğrenilerek bankadan arıyormuş gibi aranıp, şüphelenmesini engelleyecek annesinin kızlık soyadı gibi bilgilerde sorularak şifresi elde edildikten sonra müştekiye ait hesaptan 1000 TL para çekmek ve başka hesaba 990 TL havale etmek şeklinde belirlenen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın tekerrüre esas cezası bulunduğu halde tekerür hükümlerinin uygulanmaması
Sanığın elde ettiği haksız menfaatin toplam 1990 TL olduğu halde hatalı olarak 990 TL kabulü ile menfaatin iki katı olarak hatalı şekilde 1980 TL adli para cezası belirlenmesi suretiyle eksik adli para cezası tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “YTL” teriminin çıkarılarak yerine “TL” ibaresi eklenilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.04.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.