YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12683
KARAR NO : 2012/35764
KARAR TARİHİ : 26.04.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Görevlileri ile İlişkisi Olduğundan ve Onlar Nezdinde Hatırı Sayıldığından Bahisle Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılana ve müştekiye kendisini Üsteğmen … olarak tanıttığı, katılana ve müştekiye karşı, katılanı, Uzman Çavuş olarak askere aldırabileceğini, müştekinin oğlu ….’ı ise askeri okula kaydettirebileceğini belirterek, katılandan ve müştekiden, farklı tarihlerde olmak üzere 500.00 TL, 500.00 TL ve 100.00 TL olmak üzere toplam 1.100.00 TL para ile işlemlerin yürütülmesi için ikametgah vesaire bazı belgeleri aldığı, sanığın, işin yapılması için, bazı kişilerle telefon görüşmesi yaparak, onlara, bu hususta talimat verdiği görüntüsü yarattığı, bu şekilde, sürekli olarak tarafları oyaladığı olayda, sanığın, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından veya kamu görevlisiyle ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin kendisini üsteğmen … olarak tanıtıp, katılan …’yı uzman çavuş olarak askere yerleştirme ile katılanın kardeşinin, askeri okula kaydettirileceğinden bahisle haksız çıkar sağladığının iddia edildiği eylemde, 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunun oluşacağı gözetilmeden, unsurları yönünden oluşmayan aynı Yasanın 158/2 maddesi uyarınca, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı ise de, dosya içerisinde bulunan, şikayetçi ve katılanın algılama yeteneklerinin zayıf olduklarına ilişkin, 18/08/2006 tarihli adli raporlar dikkate alındığında, eylemin, aynı yasanın 158/1-c maddesi kapsamında kalması karşısında, 5271 sayılı CMK.nın 226.maddesi gereğince ek savunma hakkı hatırlatılarak TCK.nın 158/1-c maddesi gereğince karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.