Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/12760 E. 2012/36154 K. 02.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12760
KARAR NO : 2012/36154
KARAR TARİHİ : 02.05.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar … ve … hakkında, şikayetçi …’a yönelik dolandırıcılık, sanıklar, …, … ve … hakkında mağdur …’a yönelik dolandırıcılık suçlarından tesis edilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda sanık …’nin, …’a yaklaşarak hacı olduğunu söyleyip, danışıklı olarak olay yerinde bulunan sakallı ve takkeli diğer sanık …’i göstererek sahıstan alış veriş yaptığını anlaşmazlık nedeniyle parayı almak istemediğini bu sahsın parasını müştekinin ödemesi halinde kendisininde müştekiye vereceğini söylemek suretiyle hileli söz ve davranışlarla müştekinin diğer sanık …’e 670 TL vermesini sağladıkları; 2. olayda sanık …’in mağdur …’a kendisini tanıyormuş gibi davranıp deva eczanesinde çalıştığını belirterek dedesinin vefat ettiğini ondan kalan parayı fakirlere dağıttığını, dağıtacak kolilerinde olduğunu söyleyerek mağduru diğer sanık …’un bulunduğu pasaja götürürerek bu sanığın mağdura sarılması ve ceplerinden çok miktarda para çıkarmak ve dedelerinin parasını devir edecekleri şeklinde hileli hareketlerine devam ettikleri müştekinin şüphelenerek olay yerinden ayrılması ve polise haber vermesi üzerine polisin uzaktan gözetiminde müştekinin gelerek kendisini bekleyen sanıklar …, …’e parayı uzattığında ortak hareket eden sanıklardan …’in parayı alması diğer sanık …’ninde olay yerinde bulunması şeklinde gerçekleşen olayda,
Dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’nin tekerrüre esas cezası bulunduğu halde hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından tüm “YTL” terimlerinin çıkarılarak yerine “ TL” ibaresi eklenilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.