Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/12892 E. 2012/36377 K. 04.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12892
KARAR NO : 2012/36377
KARAR TARİHİ : 04.05.2012

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek, yapılan incelemede;
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Güveni kötüye kullanma suçunda ise, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
Somut olayda;
Sanığın arkadaşı olan katılandan cep telefonunu geçici olarak kullanmak ve iade etmek amacıyla onun rızası dahilinde aldığı, ancak sonrasında ona iade etmeyerek 3. kişiye sattığının anlaşılması karşısında, cep telefonunun zilyetliğinin, geçici bir süreliğine katılan tarafından sanığa devredilmiş olması nedeniyle, eyleminin güveni kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu dikkate alınarak, hırsızlık suçunun oluşacağı yönündeki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin Kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Güveni kötüye kullanma suçundan hükmolunan adli para cezasının tayini sırasında artırım ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde doğrudan adli para cezasına hükmedilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 61/8 maddesine muhalefet edilmesi,
2-Sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 155. maddesine göre hükmedilen hapis cezasının, suç tarihinde yürürlükte olmayan 647 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi ile 765 sayılı Kanun’un 72. maddesi gereğince aynı neviden para cezalarının içtima ettirilmesi suretiyle hükümde karışıklığa sebebiyet verilmesi,
3-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki 647 sayılı Kanun’un 4.maddesi ile TCK.nın 72.maddesine ilişkin bölümlerin çıkartılarak “5237 sayılı TCK.nın 50/1-a maddesi gereğince 6 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 52/2 maddesi kapsamında günlüğü 20 TL.den hesap edilerek, sanığın 3600 TL. adli para cezasına cezalandırılmasına ve 5 gün olarak belirlenen adli para cezasının 52/2.maddesi uyarınca günlüğü 20,00 TL.den hesaplanarak sanığın 100 TL adli para cezasıyla cezalandırılması ile cezaların ayrı ayrı infaz edilmesine” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.