YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12921
KARAR NO : 2012/35974
KARAR TARİHİ : 30.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Müşteki …’a ait işyerine olay tarihi olan 20.12.2005 günü Saat 12.50 sıralarında, Müşteki …’ın işçi olarak çalıştığı işyerine olay tarihi olan 19.01.2006 günü saat 14.30 sıralarında, Müşteki … …’ın işçi olarak çalıştığı dükkana 15.03.2006 günü saat 17.30 sıralarında, Müşteki …’a ait işyerine olay tarihi olan 03.04.2006 günü saat 12.30 sıralarında gelen sanığın bu işyerlerinde patronların bulunmamasından faydalanarak müştekilere kendisini bazen patronun halasının oğlu olarak, bazen dükkan sahibinin yeğeni olarak tanıtarak patronun hastanede olduğunu acil paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek ya da dükkan sahibinin kirayı istediğini söyleyerek para istediği, bu sırada müştekilerin patronları ile konuşuyormuş gibi yaparak “Tamam abla ben işyerindeyim parayı alıp geliyorum”, ”… ne haber, tamam senin dükkanındayım ben kızlardan para istedim fakat vermediler”, ”… bu para yetmez ama o zaman ben bu 250 YTL’yi alayım kalan parayı … günü alırım”, “… hanım kasada ne kadar olduğunu soruyor” şeklinde konuşarak müştekileri inandırdığı ve çeşitli miktarlarda para aldığı anlaşılmakla, sanığın bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1- Müştekiler …, …, … ve …’ya yönelik dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafinin diğer temyiz itirazlarının reddine, Ancak
a- Müştekiler … ve …’ya yönelik eylemi nedeniyle kurulan hükümde 5237 sayılı TCK.nun 61/8. maddesi uyarınca, temel adli para cezasının tayininde esas alınacak tam gün birim sayısı üzerinden artırım ve indirimler yapıldıktan sonra belirlenen sonuç gün ile bir gün karşılığı takdir edilen miktarın çarpılması suretiyle sonuç adli para cezasının tayini gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla adli para cezasına hükmolunması,
b- Müştekilere yönelik işlenen suçlardan kurulan hükümlerde adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
c- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının a, b, d bentlerindeki hak yoksunlukları yanında, c ve e bentlerindeki hak yoksunluklarıyla ilgili karar verilmesi, ayrıca bu hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” cezasının başlama ve uygulama sürelerinin gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 Sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUY.nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükümde yer alan “hapis cezası yanında TCK. nun 157/1. maddesi uyarınca temel adli para cezası olarak tayin olunan 5 tam gün birim sayısının aynı yasanın 168/1. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirilerek bulunan 1 günün, günlüğü mahkemenin kabulü gibi 20,00 TL. den adli para cezasına çevrilerek sonuç adli para cezasının 20,00 TL.ye indirilmesine” şeklinde değiştirilmesine, hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi, ve TCK. nun 53/1. maddesinin a-b-d bentlerinin tatbikine ilişkin bölüm çıkartılarak yerine “sanığın TCK.nun 53/2-3 maddeleri gereğince 53/1. maddesinin (c) bendinde yer alan haklarından koşullu salıverilme tarihine, diğer bentlerde yazılı haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan
hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Müşteki … …’a yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafinin diğer temyiz itirazlarının reddine, Ancak
a- Sanık Müdafinin 26/07/2006 tarihli oturumda daha önce dinlenen ve şikayetçi olduğunu beyan eden müşteki … …’ın zararının sanık tarafından karşılandığına dair beyanı karşısında;bu husus araştırılarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
b- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının a, b,d bentlerindeki hak yoksunlukları yanında, c ve e bentlerindeki hak yoksunluklarıyla ilgili karar verilmesi, ayrıca bu hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” cezasının başlama ve uygulama sürelerinin gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c- Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.