YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13095
KARAR NO : 2012/36577
KARAR TARİHİ : 08.05.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın, suç tarihinde tanıtım kartı takmak suretiyle müştekinin refakatçi olarak bulunduğu odaya giderek, kendini doktor olarak tanıttığı, sonrasında eşinin dosyasını inceleyip evraklarda eksiklik olduğunu ve fotokopi çekilmesi gerektiğini söylediği, odadan çıkarken müştekinin yanına yaklaşarak eşinin ameliyatı sırasında beyninde bir bulgu çıktığını, hemen ameliyat olması gerektiğini beyan ederek müştekiyi bahçeye çıkardığı ve saat: 16.30 sıralarında eşine bir ilaç verilmesi gerektiğini, aksi halde eşinin bitkisel hayata gireceğini söylemesi üzerine müştekinin sanığa fotokopi için 20 TL. para ile gerekli ilacı alması için alyansını çıkarıp vermesinin akabinde, paray ı yatırması gerektiğini söyleyerek müştekinin yanından ayrıldığı ve geri dönmeyip kendisine menfaat temin ettiği anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanığın müştekiye yönelik eylemi nedeniyle hükmedilen hapis cezasının “suçun işleniş şekli, sanığın amaç ve saiki, sair hallere göre zarar miktarı” nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunmasına rağmen, aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezalarının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 60 gün olarak belirlenmesi suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükümde yer alan hapis cezası yanında tayin olunan adli gün birim cezasının “5” gün olarak belirlenmesi suretiyle TCK.nın 168/2 maddesi gereğince 1/2 oranında indirim yapılması sonucunda “2” gün olarak bulunan gün para cezasından aynı yasanın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak “1” gün bulunan cezanın günlüğü 25,00 TL’den çevrilmek üzere “25” TL.ye düşürülmesi suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.