YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13096
KARAR NO : 2012/36578
KARAR TARİHİ : 08.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın, müştekiyi cep telefonu numarasından arayarak, isminin … olduğunu, …’de güvenlik görevlisi olarak kendisine … bulduğunu, ikametgah belgesi ile … kıyafeti için 2900 TL. parayı temin ettiği takdirde işinin olacağını söyleyerek ertesi gün sözleşmiş oldukları yerde buluştukları, müştekinin sanığa istediği parayı bulamadığını ancak 700 ABD doları verebileceğini söyleyince, bunu kabul ederek parayı ve ikametgah belgesini aldığı, akabinde ikametgah belgesini müştekiye geri vererek fotokopisini çektirmesini kendisini orada bekleyeceğini söylemesi üzerine müştekinin fotokopi çektirmeye gittiği, geri döndüğünde ise sanığı göremeyince Karaca Tekstil’i arayarak durumu sorduğunda, yetkililerin kendisine işçi alımının olmayacağını söyledikleri anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı Kanun’un 157. maddesinde hapis cezasının yanında öngörülen adli para cezasına hükmedilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan ile “YTL” ibarelerinin “TL” olarak belirtilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.