Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/13106 E. 2012/36434 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13106
KARAR NO : 2012/36434
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : …
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda;
Suça sürüklenen çocuğun olay tarihinde daha önceden tanımadığı katılanın yanına gelerek sevgilisini arayacağını ancak telefonu olmadığını söyleyerek katılandan cep telefonunu istediği, katılanın da konuşma yapması için rızasıyla telefonunu suça sürüklenen çocuğa verdiği,ancak suça sürüklenen çocuğun kontör yüklemek bahanesiyle katılanın yanından ayrıldığı ve bu şekilde katılana telefonunu iade etmediği anlaşmakla, mahkemece suça sürüklenen çocuğun eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğinin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmemesi halinde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Suça sürüklenen çocuğun 18 yaşından küçük olması karşısında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 48/3. maddesine göre “Çocuk Mahkemeleri ile Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmalar Cumhuriyet Başsavcılığı ve görevli mahkemelerce bu kanun hükümlerine göre yapılır” düzenlemesi karşısında Çocuk Koruma Kanunu hükümlerine göre yargılama yapılması gerekirken aynı kanunun 25. maddesine göre “Çocuk Mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz” hükmüne muhalefet edilmesi ,
3-21.06.1988 doğumlu olup, ilk oturumun yapıldığı tarihde on sekiz yaşını doldurmuş olduğu anlaşılan suça sürüklenen hakkında duruşmanın kapalı yapılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 185.maddesine aykırı davranılması,
4-Suç tarihinde 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun lehine olan, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5560 sayılı kanunla değişiklikten önceki 24.maddesi gereğince, atılı suçun, uzlaşma kapsamında bulunduğu dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 253/4.maddesi gereğince, taraflardan birinin reşit olmaması halinde, uzlaşmanın kanuni temsilcilere sorulması gerektiği gözetilmeden, sadece çocuğa sorulmakla yetinilerek, uzlaşmanın usulüne uygun uygulanmaması,
5-5395 Sayılı Yasa’nın 3/a-2 maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk için suça sürüklenen çocuk ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.