YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13131
KARAR NO : 2012/36563
KARAR TARİHİ : 08.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın seyyar olarak bilgisayar alım satımı yaptığından bahisle tanık … vasıtası ile müşteki ile tanıştığı ve diz üstü bilgisayarın depoda bulunduğunu beyan edip beraber gidip alalım dediği, sanığın deposunun bulunduğu yere götürdüğünü söyleyip müştekiyi…semtine götürdüğü, sanığın satacağı bilgisayarın faturasının ve irsaliyesinin de bulunduğunu beyan ettiği, Boğaziçi semtinde sanığın müştekiden bilgisayar bedeli olarak 850,00 YTL yi aldığı ve müştekiyi araçtan indirip, kahvede beni bekle dediği ancak, sanığın kahvehaneye gelmemesi üzerine müştekinin sanığa cep telefonundan mesaj çektiği, bunun üzerine sanığın müştekiyi aradığı, depodaki arkadaşa yerinde yokmuş, onu bekliyorum dediği, müştekinin beklemesine rağmen sanığın bilgisayarı getirmediği ve kayıplara karıştığı daha sonra da parayı iade etmemesinden ibaret eyleminin, müştekiyi hataya düşürerek menfaat temin etmesi nedeniyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçeli kararda suç yeri gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK.nun 232.maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 58.madde hükmünün uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Yasa’nın 53.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı Kanunun 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüme “53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.