Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/13527 E. 2012/37845 K. 24.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13527
KARAR NO : 2012/37845
KARAR TARİHİ : 24.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya Bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; olay tarihinde yakınan ile sanığın sokak üzerinde karşılaştıkları, sanığın ….,’dan geldiğini yardım malzemeleri dağıtacağını söylediği, katılana yardım işi ile kimlerin ilgilendiğini sorduğu, katılanın da bu işler ile muhtarın ilgilenebileceğini ancak kendisinin de yoksul olduğunu ve kendisine de yardımda bulunmasını sanıktan istediği, sanığın, katılanı belediyede işe sokabileceğini vaad etmesi üzerine katılanın sanığı evine davet ettiği, sanığın, katılana seni başkan ile tanıştırayım diyerek dışarıya çıkardığı, başkanın esnafları ziyaret ettiği sırada oraya giderek başkan ile tokalaştıkları, bunun üzerine, sanığın katılana senin işin tamam başkan seni tanıdı evraklarını hazırla dediği, dışarı çıktıkları, sanığın katılana seyyar satıcıdan alınan altın görünümündeki imitasyon ürünü bilezikleri altın diyerek katılana ihtiyaçlarını karşılarsın diyerek verdiği, katılana, kendisinde 500 kontör olduğunu bunu telefonuna yükleyebileceğini söylediği, katılanın bu teklifi kabul ederek
sanığa kendisine ait telefonunu verdiği, sanığın bir apartmanın önünde katılana beklemesini, eve giderek kontör yükleyip geleceğini söylediği; ancak girdiği apartmandan geri gelmediği, katılanın sanığı araştırmasına rağmen bulamadığı, sanığın kendisine verdiği bilezikleri kuyumcuya götürdüğünde meditasyon ürünü olduğunu öğrendiği, bu şekilde sanığın, hileli hareketlerde bulunarak yakınana ait cep telefonunu alması ve satarak kendisine menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleştirdiği eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 24/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.