YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13608
KARAR NO : 2012/37970
KARAR TARİHİ : 29.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için ise; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın kendisini ilçeye yeni atanan doktor … olarak tanıtıp, doktor ve hastane personeli ile tanıştıktan sonra, ambulans şoförü ve eczacı ile birlikte katılanın marketinden alışveriş yaptığı ve bu şekilde güven sağladığı, daha sonra hafta sonunda tek başına gelip alışveriş yaptıktan sonra, yanında sadece döviz olduğunu söyleyerek kuyumcunun kapalı olması nedeniyle katılana doktor … adıyla hesap açtırdığı, ertesi gün sabah erken saatlerde yine katılanın marketine gidip acil Diyarbakır’a gitmesi gerektiğini söyleyip katılandan 50 TL alarak kaybolması nedeniyle dolandırıcılık suçunu işlediği yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-22.11.2006 tarihli son oturumda sanık müdafiinin lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmiş olmasına göre; söz konusu istemin 5237 sayılı Kanun’un 62. maddesindeki takdiri indirim ve aynı kanunun 52/4. maddesinde yer alan mehil verme ve taksidlendirme hususlarını da kapsadığı gözetilmeden, bu konularda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 07.06.2011 tarih, 2011/9-88 esas, 2011/116 karar sayılı kararına göre, sanığın tekerrüre esas daha ağır cezayı içeren Çatak Asliye Ceza Mahkamesi’nin 2003/46 esas, 2003/77 karar sayılı 26.12.2003 kesinleşme tarihli mahkumiyeti bulunmasına karşın, daha az cezayı içeren mahkumiyeti tekerrüre esas alınarak sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
3-Sanık hakkında mükerirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilirken, tekerrüre esas alınabilecek birden fazla hükmün aynı anda gösterilmesi karşısında; 5237 sayılı TCK’nun 58/7 ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 108/2. maddesinin uygulanmasına hangi hükümlülüğün esas alındığının açıkça karar yerinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun dairemizce de benimsenen,16.12.2008 gün ve 2008/5-146-235 sayılı kararına göre, mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda, suçun maddi konusunu oluşturan değerlerin müsaderesine karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi,
5-5237 Sayılı TCK’nun 53/1-c maddesinde belirtilen kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca koşullu salıverme tarihine kadar uygulanabilceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/ son maddesi uyarınca aleyhe değiştirmeme ilkesinin gözetilmesine 29.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.