YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13642
KARAR NO : 2012/38196
KARAR TARİHİ : 30.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın müştekiden 100 kontör alıp 100 TL vererek 87.50 TL para üzeri alarak çıktıktan hemen sonra geri gelip, 100 lük kontör değil 250 lik kontör olacakmış dediği bir yandan da hesap karışmasın sen benim 100 liramı ver şunları al diyerek iki elliliği terazinin kefesine koyduğu müştekiden 100 TL yi geri aldığı sırada bu defa 50 TL bozuk var mı diyerek koyduğu 50 liklerden birini uzattığı hızlı ve çok şey konuşarak kafa karıştırmaya çalışırken bozuk yok cevabını alınca o parayı cebine koyduğu ve kalan ellilikle 250 kontörün parasını ödeyip para üstünü alıp hızla uzaklaştığı, hileli hareketlerle müştekinin kendisine fazladan 87.50 TL para üstü vermesini sağlayarak haksız yarar elde ettiği anlaşıldığından eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 157/1 maddesi gereği temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde aynı gerekçeyle adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sırasıyla “20 gün” “10 gün” “8 gün” ve “160 YTL” terimlerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün” “2 gün” “1 gün” ve “20 TL “ terimlerinin eklenmek, ve bütün “YTL” ibarelerinin çıkartılıp yerine “TL” teriminin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.