Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/13881 E. 2012/37879 K. 28.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13881
KARAR NO : 2012/37879
KARAR TARİHİ : 28.05.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müşteki idare vekilinin katılma talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemiş ise de gerekçeli kararın ve temyiz dilekçesinin müşteki vekiline tebliğ edilip temyiz talebi bulunmadığı anlaşılmasına göre tebliğnameki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda ;sanığın Emekli Sandığından dul aylığı alan kayınvalidesi …,lunun 02/03/1993 tarihinde vefat etmesine rağmen ölüm olayını kuruma bildirmeyerek sağlığında vermiş olduğu vekaletnameyi kullanarak 01/11/1995 – 30/11/2005 tarihleri arasında dul aylıklarını haksız bir şekilde bankadan tahsil ettiği ve bu eylemi ile kurumu 34.063 TL zarara uğrattığı ve haksız olarak aldığı parayı iade etmediği anlaşılmakla, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına müteselsil şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar sanığın eylemini bankayı aracı kılarak gerçekleştirdiği kabul olunup ceza tayin olunurken bu husus teşdid nedeni olarak gösterilmiş ise de suçun işleniş şekli itibariyle somut olayda kamu kurumuna karşı işlendiğinin kabulü gerektiği ancak 5237 sayılı yasanın 158/1-e-son fıkrasında cezanın alt haddinin 3 yıl olarak hüküm altına alınması nedeniyle sonuç ceza miktarı değişmeyeceğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında adli para cezası tayin olunurken 5237 sayılı yasanın 61/8 maddesinde belirtildiği şekilde gün üzerinden uygulama yapılması doğru ise de aynı yasanın 158/1-e-son fıkrasındaki ”adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz” hükmü karşısında somut olayda uygulanma yeri bulunmayan 5 yıllık zamanaşımı süresinden söz edilerek sanığın 30.11.2005 tarihinden 5 yıl geriye gidilmek sureti ile Emekli Sandığından tahsil ettiği para zarar miktarı olarak kabul edilip eksik ceza tayin olunması,yine 5237 sayılı yasanın 43/2 maddesi tatbik edilirken sadece hürriyet bağlayıcı cezada ¼ oranında artırım yapılıp para cezasında bu oranda artırım yapılmamış olması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 28.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.