YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14024
KARAR NO : 2012/38174
KARAR TARİHİ : 30.05.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hayata düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlanması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikle bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlamalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiile olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 Sayılı TCK’nun 158/1.fıkrasının g bendinde dolandırıcılık suçunun basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi nitelikli unsur olarak belirlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için basın ve yayın araçlarının suçun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlanmış olmaları, gerçeğe aykırı haberlerle okuyucu veya izleyenlerin aldatılması suretiyle çıkar sağlanması gerekir.
Somut olayda; katılanların bilgisayar ihtiyaçlarının olması sebebi ile satın almak amacıyla yapmış oldukları araştırma neticesinde gazetede yapılan ilanda : “Tekno Bilgisayar Sistemleri‘nden, sıfır Laptoplar! Toshiba ve
Dell, HP gibi farklı modellerin mevcut olduğu belirtildiğinden ,Toshiba marka 2 adet bilgisayar almak amacıyla ilanda belirtilen cep telefonunu aradıkları, sanığın adının… olduğunu ,şirketin Balgat ‘ta bulunduğunu belirttiği, yapılan görüşme netiğcesinde yarısı peşin diğer yarısı mal tesliminden sonra ödenmek üzere sanık ile anlaşmaları doğrultusunda katılanların 250 TL’yi sanığın hesabına yatırdıkları,bir gün sonra sanığın katılanları arayarak patronunun kızması nedeniyle 450 TL daha yatırmaları gerektiğini söylediği,katılanların bu parayıda sanığın hesabına yatırdıkları, sanığın aynı gün katılanları tekrar arayarak paranın tamamının yatırılmasının gerektiğinin belirtilmesi üzerine 200 TL‘yi de katılanların sanığın hesabına havale ettikleri, parayı yatırmalarına rağmen sanığın bilgisayarları göndermediği şeklinde gerçekleşen olayda, basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle doladırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Dosya içeriğine göre sanığın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanık hakkında temel cezanın tayini sırasında hapis cezası alt sınırdan verildiği halde gerekçe gösterilmeden adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA,ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 120 gün olarak hükmolunan adli para cezasının 5 güne, adli para cezasının günlüğünün TCK’nun 52/2. maddesi uyarınca 20 TL hesabı ile 100 TL olarak belirlenmesine karar verilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.