YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14085
KARAR NO : 2012/38445
KARAR TARİHİ : 05.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma,Suç Uydurma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın adli sicil kaydında yer alan mahkumiyet hükmünün ait olduğu ilam örneğinin dosyaya getirtildiği, ilam içeriğine göre üzere daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Malın teslimi, hukuka uygun, özgür bir iradeye dayanır. Malın alınması ile değil, alınan malın tasarruf amacı dışında kullanılması, inkar edilmesi ile oluşur. Malın zilyeti tarafından faile tesliminden sonra, iade aşamasında teslim amacı dışında yararlanma kastı suçu oluşturmaktadır.
Somut olayda;sanığın, mağdur şirkete ait olup Irak’a götürmek için kullandığı tankere yüklenen LPG’yi teslim yerine götürmeyerek, gasp edilmiş gibi delil ve emarelere uydurması sonucu atılı hizmet nedeniyle güveni kullanma ve suçu uydurma suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK’nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine , ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.12.2011 tarih, 2011/8-183 esas, 2011/304 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın işlediği kasıtlı suç nedeniyle 765 sayılı yasa döneminde kesinleşen erteli para cezasından ibaret mahkumiyetinin, aynı yasanın 95/2. maddesi yerine, sadece özgürlüğü bağlayıcı cezalar yönünden aynen infazı düzenleyen 5237 sayılı TCK’nun 51/7.maddesi uyarınca aynen infazına karar verilmesi,
2-5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş,sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, “5237 sayılı TCK’nun 51/7 maddesi uyarınca aynen ve tamamen çektirilmesine” kısmının çıkartılırak yerine “765 sayılı TCK’nun 95/2. maddesi uyarınca aynen infazına” şeklinde yazılması, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ise çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.