YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14185
KARAR NO : 2012/38410
KARAR TARİHİ : 04.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli kararın başlık bölümünde suçun işlendiği zaman dilimi ile suç yeri gösterilmeyerek, 5271 sayılı CMK’nın 232/2-c maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde mahallinde düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, 14/01/2006 tarihli tutanağa göre, yakalanan sanığın parayı Cumhuriyet savcısının talimatıyla zorunlu olarak müştekiye iade ettiği, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 168/1 maddesi kapsamında bizzat pişmanlık göstererek zararı gidermemesi karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir,
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın daha önce tanımadığı ve yolda gördüğü mağdurun yanına araçla yaklaştığı, birini sorduğu, mağdurun, bu kişiyi tanımadığını belirttiği, sanığın, “daha önce kaza yaptım, kazadan kurtulunca adak adadım, sana sorduğum bu kişiye hayır için para verecektim, telefonuna ulaşamıyorum, senin mahallende fakir biri varsa ben parayı sana vereyim, sen de ona verirsin” dediği, mağdurun bunu kabul ettiği, sanığın, aslında değersiz olan ve 187.00 TL değerinde olduğunu belirttiği, daha önce koleksiyoncudan aldığı 100 birimlik Hollanda parasını mağdura vererek mağdurdan 50.00 TL aldığı, geri kalan 130.00 TL’yi de bir fakire vermesini istediğini belirtip olay yerinden uzaklaştığı, mağdurun parayı bozdurmak istediğinde, paranın maddi bir değerinin olmadığını öğrendiği, bu şekilde sanığın hile kullanarak haksız menfaat temin ettiği olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesi olan TCK 52. maddesi gösterilmemesi suretiyle, CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması ve Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durumların aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün ilgili kısmına “5237 sayılı TCK’nın 52. maddesi gereğince” ifadesinin eklenmesi ve hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.