Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/14267 E. 2012/39114 K. 13.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14267
KARAR NO : 2012/39114
KARAR TARİHİ : 13.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanın yokluğunda verilip 30.04.2007 tarihinde tebliğ olunan 19.04.2007 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, katılanın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 25.07.2007 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın katılan …’i telefonla arayarak evlenmek amacıyla kendisine bir bayan bulduğunu söylemesi üzerine 05.09.2006 tarihinde sanık ve yanındaki bayanla buluşup evlenmeye karar veren katılanın, aracı olduğu için sanığa 400,00 TL para vermesi, sanığın bayanın babasının hastanede yattığını, ziyaret edip geleceğini söylemesi, katılan ile bayanın birlikte devlet hastanesine gitmeleri, katılan kapıda beklerken içeri giren bayanın bir daha geri gelmemesi şeklinde gelişen olay ile; 03.10.2006 tarihinde parkta oturmakta olan şikayetçi …’nun yanına gelen sanığın şikayetçiye istemesi halinde kendisini evlendirebileceğini söylemesi sonrası bunu kabul eden şikayetçinin yanına getirdiği bir kadının evlenmek için 1.000,00 TL istemesi üzerine, şikayetçinin bahsi geçen kadınla evlenmek istememesi, sanığın Bursa’da bir kadın daha olduğunu söylemesinin ardından şikayetçinin kadınla görüşmek istemesi, sanığın kadınla irtibat kurmak için cep telefonu kontörü alması için şikayetçiden 23,00 TL istemesi, şikayetçinin verdiği 50,00 TL.yi alan sanığın bakkala gidip geldikten sonra para üstünü iade etmemesi, kadını getirmek için Bursa’ya gideceğini bunun için para gerektiğini söylemesi üzerine şikayetçinin para veremeyeceğini söylemesi sonrası olay yerinden ayrılan taraflardan şikayetçinin sanığa bir daha ulaşamaması şeklinde gelişen olayda mahkemenin dolandırıcılık suçlarının oluşuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.