Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/14513 E. 2012/39689 K. 21.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14513
KARAR NO : 2012/39689
KARAR TARİHİ : 21.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde:
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanıklar hakkında TCK.nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanıkların müştekiye ait aracı satın alma konusunda pazarlık yaparak anlaştıkları,satış işlemleri için birlikte noter’e gittikleri sırada sanıklardan …’ın
“ben bankadan para çekip geleyim, sen vekaleti imzala” diyerek noterden ayrıldığı, müştekinin … 10. Noterliğinin 12.09.2005 tarih ve 4199 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile satış yetkisini diğer sanık …’e verdikten sonra gelen …’ın bankadan havale gelmediğini,evden altın alıp geleyim diyerek hileli söz ve davranışlarına sürdürüp müştekiyi ikna eden sanıkların araca ait anahtar ve ruhsat’ı alarak ortadan kayboldukları,aynı gün şikayetçiden aldıkları vekaletnameye istinaden aracı satmak suretiyle haksız menfaat temin ettikleri anlaşıldığından, dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmememiştir. Ancak,
Sanığın işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde yazılı haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken 53/1-c’de yer alan hakların kendi altsoyuna yönelik olması halinde yasaklamanın koşullu salıverilme tarihine kadar geçerli olacağı gözetilmeksizin, 53/1-c’de yer alan haklardan bu ayrım yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle fazla ceza tayini ve Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümdeki ‘Sanığın, 100 gün karşılığı günlüğü 20.00 ytl’den 2.000.00 ytl adli para cezası ile cezalandırılmasına” ilişkin kısmın çıkartılarak, ” sanığın, 5 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 100 TL adli para cezası ile cezalandırılması ” yazılması, hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi ve hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan
cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde:
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi ve Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sanığın işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde yazılı haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken 53/1-c’de yer alan hakların kendi altsoyuna yönelik olması halinde yasaklamanın koşullu salıverilme tarihine kadar geçerli olacağı gözetilmeksizin, 53/1-c’de yer alan haklardan bu ayrım yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.