Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/14770 E. 2012/39940 K. 26.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14770
KARAR NO : 2012/39940
KARAR TARİHİ : 26.06.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda, sanığın katılana ait kimliği bularak üzerine kendi fotoğrafını yapıştırdığı, bu kimlik ve yine katılan adına aldığı ikametgah ilmühaberi ile Ziraat Bankası Siteler şubesine bireysel kredi için başvuruda bulunduğu, kredi başvuru formu ve kredi sözleşmesini katılanın adına imzalayarak bankadan 2.475 TL kredi aldığı şeklindeki eyleminin dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçeli kararın başlık bölümünde suç yeri gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’ nın 232/2-c maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde ilavesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’ nın 158/1-j maddesinde düzenlenen banka tarafından tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin hatalı değerlendirme yapılarak aynı yasanın 158/1-f maddesi gereğince bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Kabul ve uygulamaya göre de;
1- … Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2007 tarihli iddianamesinde sevk maddesi olarak TCK’ nın 158/1-j maddesinin gösterildiği, Cumhuriyet Savcısının 27.02.2007 tarihli celsedeki mütalaasında yine aynı madde gereğince sanığın cezalandırılmasını talep ettiği halde, CMK’ nın 226. maddesi gereğince sanığa ek savunma hakkı verilmeden TCK’ nın 158/1-f maddesi gereğince cezalandırılması,
2- Sanık hakkında hükmolunan 247 gün adli para cezası hesaplanırken, TCK’ ın 61/8. maddesi hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde birim gün sayısının belirlenmesinden sonra günlük 20.00 TL hesabıyla adli para cezasının bulunmasından sonra takdiri indirim uygulanarak sanık hakkında 4.100 TL yerine 4.116 TL ceza tayini,
Özel belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan incelemede;
3- Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.