YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14890
KARAR NO : 2012/39908
KARAR TARİHİ : 26.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılan … İsviçre Sigorta A.Ş ile 25/10/2002 tarihli acentelik sözleşmesi gereği acentelik yapan sanığın, katılan şirket adına tahsil ettiği toplam 67.608.90 TL primi, katılan şirkete ödemeyerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak, hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi infaz sırasında dikkate alınabileceğinden bozma sebebi yapılmamıştır.
Mahkemece sanık hakkında TCK 51. ve CMK 231. maddelerinin uygulanmamasına karar verilirken, adli sicil kaydı gerekçe gösterilmediğinden; tebliğnamede yer alan sabıkanın suç tarihinden sonra olması nedeniyle anılan maddelerin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden hüküm tesis edildiğine dair görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın katılan şirkete borcunun bir kısmını ödediğini beyan etmesi, katılan vekilinin de dilekçesinde bu yönde beyanda bulunması ve mahkeme tarafından duruşmada incelenen Karacabey İcra Müdürlüğü’nün 2007/43 Esas sayılı dosyasında da sanığın borcunun bir kısmını ödediğinin tespiti karşısında, katılan vekiline 5237 sayılı TCK’nın 168/4.maddesi kapsamında kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorulup sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında tayin olunan gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında, uygulama maddesinin TCK’nun 52/2. maddesi yerine 50/1-a olarak yanlış gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.