Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/14907 E. 2012/39907 K. 26.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14907
KARAR NO : 2012/39907
KARAR TARİHİ : 26.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın müştekinin işlettiği kuyumcuya gelerek kendisini ilçeye yeni atanan polis memuru olarak tanıtıp 344,48 gram ağırlığında suç tarihi itibariyle toplam değeri 7435 TL olan bileziklerden aldığı, kuyumcuda bulunduğu esnada polis arkadaşları ile konuşuyor gibi yapıp, müştekide güven ihdas eden sanığın; parayı evinde vermeyi teklif etmesi üzerine, müştekinin çalışanı ile birlikte kuyumcudan çıkarak, bir binanın önüne geldiklerinde parayı yukarıdan alıp gelme bahanesi ile bilezikleri alıp kaybolması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK.nun 58.maddesinin uygulanmaması ve hükmedilen 83 gün adli para cezasının günlüğü 20 TL’den paraya çevrilmesi sonucu 1.660 TL yerine 660 TL adli para cezası tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.12.2008 gün 2008/5-146-235 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK.nun 55. maddesi gereğince “kazanç müsaderesinin” ancak suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançlar olduğu takdirde ve suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olup suçun mağdurunun belli olması ve maddi menfaatin mağdura iade edilememe koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 55. maddesi uyarınca kazanç müsaderesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2-TCK’nın 53. maddesi uygulanırken, bu maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisi”nden münhasıran “kendi alt soyu bakımından” şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 55. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılması, hüküm fıkralarındaki şartla tahliye tarihine kadar velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bulunmaktan yoksun bırakılması kısmına “kendi alt soyu üzerindeki” ibaresinin eklenmesi, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.