Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/14917 E. 2012/39906 K. 26.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14917
KARAR NO : 2012/39906
KARAR TARİHİ : 26.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; müştekinin … ve İşçi Bulma Kurumu’nu aradığını farkeden sanığın, yardımcı olmak bahanesi ile müştekiyi bir … hanına getirdiği, burada kendisinin adı geçen kurumda çalıştığını söyleyerek, güven vermek için müştekinin elindeki belgeye bakıp üzerine yazı yazdığı ve işleminin olması için 250 TL vermesi gerektiğini beyan ettiği, müştekiden 240 TL alarak dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşıldığından sanık hakkında TCK.nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
TCK’nın 53.maddesi uygulanırken, bu maddenin 1.fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisi’nden münhasıran “kendi alt soyu bakımından” şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunmadığından, hüküm fıkralarındaki şartla tahliye tarihine kadar velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa alt bulunmaktan yoksun bırakılması kısmına “kendi alt soyu üzerindeki ibaresinin eklenmesi, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.