Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15012 E. 2011/2653 K. 29.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15012
KARAR NO : 2011/2653
KARAR TARİHİ : 29.09.2011

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I-Katılan …’ın temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılan …’in 24.11.2010 tarihinde tebliğ edilen 06.10.2010 tarihli hükmü 7 günlük yasal süre geçtikten sonra 17.12.2010 günü temyiz ettiğinden inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II-Sanık … müdafiinin, sanığın katılanlar …, …, …, … ve …’e karşı eylemlerinden dolayı kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın, katılan …’a yönelik eyleminden dolayı kısmen iade nedeniyle mağdurun rızasının olmadığı nazara alınmadan tayin olunan cezadan TCK’nun 168/2.maddesi uyarınca indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
III-Sanık … müdafiinin sanığın katılanlar …, …, …, …, … ve …’e karşı eylemlerinden dolayı kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

T.C.
YARGITAY
15. Ceza Dairesi

TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I

1-Samsun C.Başsavcılığının 13.01.2010 tarihli iddianamesinde, kendisini dernek üyesi olarak tanıtan ve “seni işe koyacağız, önce 200 TL. para vermen lazım ki sana elbise alınacak” diyerek müşteki İlyas Kurttan 200 TL. parayı alması nedeniyle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nun 158/1.maddesinin f-b-d bendleri uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı halde, ayrıca dava konusu yapılmayan müştekinin kızlarının çalıştıkları … yerinden aldıkları maaşlarını artırtacağından dolayı katılandan 300 TL alarak dolandırdığından bahisle idianame dışına çıkılarak teselsülden dolayı arttırım yapılarak CMK’nun 225/1.maddesine aykırı hareket edilmesi,
2-Sanığın katılan …’e cezaevine güvenlik görevlisi olarak işe sokacağını ve bu amaçla elbise alacağını söylemek suretiyle, katılan …’ya yardım yapılabilmesi için rapor masrafı adı altında , para almaktan ibaret eylemlerinin her bir katılana karşı ayrı ayrı tek suç olduğu gözetilmeden TCK’nun 43.maddesi uyarınca cezalarda artırım yapılarak fazla ceza tayini,
3-Sanığın yardım yapılması husunda katılanlar …, … ve … ile toplu halde görüştüğü ve katılan … tarafından mağdurlar adına rapor alınması için para gönderilmesi karşısında sanık hakkında bir kez hüküm kurularak tayin olunan cezasının TCK’nun 43. maddesi uyarınca artırılması gerekirken her bir mağdura yönelik eylemi nedeniyle kararın 7, 8 ve 9 kısımlarında ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.09.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Başkan Üye Muhalif Üye Üye Üye
… … … … …

Karşı oy;

Sanığın, katılan …’nın, rahatsızlığı nedeniyle koltuk değnekleriyle yürüyebildiği ve ekonomik sıkıntısından dolayı Kimse Yok Mu Derneği’ne 2008 yılı içerisinde müracaat ettiğini öğrendiği, dernekte görevli olmamasına rağmen bastırmış olduğu derneğe ait yaka kartı boynunda olduğu halde katılanın evine gidip dernekten geldiğini, derneğin yardım yapabilmesi için hastaneden rapor alınması gerektiğini, rapor çıkarılması konusunda yardımcı olacağını, ancak bunun için 3.000 TL’ye ihtiyaç olduğunu söylemesi üzerine, katılanın söz konusu yardımı alabilmek amacıyla yakınlarından tedarik ettiği 1.500 TL’yi sanığa elden verdiği, raporu bir kaç gün içerisinde çıkartacağını söyleyen sanığın, iki gün kadar sonra katılanı telefonla arayıp paranın yetmediğini, 1.500 TL daha gerektiğini belirtmesi sebebiyle katılanın 14.05.2009 tarihinde 500 TL, 15.05.2009 tarihinde ise 250 TL’yi PTT yoluyla sanığa havale ettiği, sanığın hileli davranışlarıyla ekonomik sıkıntı içerisinde yardım bekleyen katılandan toplam 2.250 TL’yi yardım derneği üyesi olduğunu söyleyerek almak suretiyle dolandırdığı,
Yine başka bir tarihte sanığın, katılan …’ün işsiz olması ve maddi durumunun kötü olması nedeniyle adı geçen derneğe müracaat ettiğini öğrendiği, katılanın evine gidip dernek adına geldiğini beyan ederek, katılanı cezaevinde güvenlik görevlisi olarak işe aldıracağını, ancak bunun için 250 TL elbise parası gerektiğini söylemesi üzerine, katılanın yanında o kadar para olmadığını ifade ederek cebindeki 30 TL’yi verdiği, daha sonra sanığın zaman zaman telefon açıp para istemesi sebebiyle 06.04.2009 tarihinde 190 TL’yi PTT havalesiyle sanığa gönderdiği, böylece sanığın katılanı işe yerleştireceğini söyleyerek toplam 220 TL parasını hile ile alması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle; sanığın, her iki katılana yönelik eylemleri nedeniyle 5237 Sayılı TCK nun 158/1-d, 43. maddeleriyle 2 kez cezalandırılması için açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, C.Savcısının sevk maddeleri uyarınca ceza verilmesini talep ettiği ve mahkemece de sabit görülen atılı suçlar, farklı yerlerde ayrı ayrı kişilere karşı işlendiği kabul edilerek, 2 kez 158/1-d,43. maddeleri ile uygulama yapmasında yasaya bir aykırılık bulunmamaktadır.
5237 Sayılı TCK. nun 43. maddesinde tanımlanan zincirleme suç halinde, aynı suçun birden fazla işlenmesi söz konusudur, ortada bir suç değil, birden fazla suç mevcuttur. Ancak, bu suçlar bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmektedir. Her biri müstakilen suç oluşturan ve ayrı ayrı cezalandırılacak birden fazla suça tek ceza verilmekte ve ceza 43. madde uyarınca artırılmaktadır.
Müteselsil suçu oluşturan eylemler, aynı suç işleme kararından doğmuş ve her biri ayrı bir kastın sonucudur. Uygulamada suç işleme kararı ile suç işleme kastı karıştırılmaktadır.
765 Sayılı TCK. nun 80. maddesi, 4055 Sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve maddedeki “aynı kasdi cürmü” sözcükleri çıkartılarak, yerine “aynı suç işleme kararı” sözcükleri konulmuştur. Bu değişiklikle belirtilen kavramların başka bir anlam taşıdığı vurgulanmak istenmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun konuya ilişkin kararlarında, “Eylemin birden fazla olması halinde, kural olarak birden fazla ihlal, birden fazla hüküm ve birden fazla ceza ile her ihlalin ayrı suç olması nedeniyle de birden çok suç mevcuttur. Yasanın aynı hükmünü ihlal eden birden çok fiilin bulunması halinde, zincirleme suçun kabulü için fiiller, “aynı suç işleme kararı” altında işlenmelidir. “Aynı suç işleme kararından”, yasanın aynı hükmünü bir çok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyet anlaşılmalıdır. Fail, suçu işlemeden önce bir plan yapmalı veya suça niyet etmeli fakat, fiili bir defada yapmak yerine kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeye yönelik olan suç planı çerçevesinde hareket etmelidir. Failin hareketi, önceki hareketinin devamı olmalı ve failin tüm hareketleri arasında subjektif bir bağlantı bulunmalıdır.” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
Somut olayda; sanık, adı geçen katılanlardan değişik tarihlerde haksız menfaat temin etmiştir. Ancak, sözkonusu toplam bedeli tek bir hareketi ile değil, değişik tarihlerde birden fazla sergilediği çabalar sonucunda elde ettiğinden zincirleme suç gerçekleşmiştir. Şayet, sanık katılanlar ile ilk defa yaptığı görüşmede anlaştıkları toplam parayı değişik tarihlerde taksitler halinde almış olsaydı, tek hareket ve tek suç olduğu kabul edilerek TCK. nun 43. maddesi uygulanmayabilirdi.
Olay, ceza adaleti yönünden değerlendirilecek olursa; her iki katılandan ilk defa aldığı paralarla yetinmeyerek, aynı suç işleme kararlılığını devam ettiren sanık, daha fazla haksız menfaat temini amacıyla uğraş sergileyerek, fikri ve fiili çaba gösterip hileli hareket ve söylemlerini sürdürmek suretiyle eylemlerini gerçekleştirmiştir. Dolandırıcılık suçlarında haksız menfaatin elde edilmesi ile suç tamamlanacağı cihetle, her haksız menfaate sahip olunduğunda ayrı ayrı suçlar oluşmakta ise de, anılan yasa maddesinin amir hükmüne göre tek ceza verilip artırım yapılması gerekecektir. Sanık, ilk defa para almasından sonraki eylemlerini gerçekleştirmeyip, yani katılanlara karşı hileli hareketlere devam etmemiş olsaydı, şüphesiz ki ortada gerçekleşen tek bir suç olduğundan TCK. nun 158. maddesi ile en az 2 yıl ceza verilecekti. Daha sonra değişik tarihlerde eylemlerine devam ettiği halde, yine sadece 158. maddeden ceza verileceğini kabul etmek hak, hukuk ve adalet anlayışına aykırı olup katılanların haklarını ihlal eder niteliktedir. Suç işleme kararlılığını devam ettiren sanığın, daha fazla haksız menfaat elde etme amacıyla değişik tarihlerde birden çok hileli hareketleri gerçekleştirdiği suçlar görmezden gelinip olmamış gibi yok sayılarak, cezasının artırılmayacağını benimsemek adaletsiz sonuçlara yol açacak ve sonraki eylemlerin yaptırımsız kalması manasına gelecektir.
Açıklanan nedenlerle, bozma ilamının 2 nolu bozma kararına muhalif olduğumu belirtmekteyim. Sanığın yoğun suç işleme kararlılığı sonucu değişik tarihlerde daha fazla haksız menfaat elde ettiği dikkate alınarak, yasanın 43. maddesiyle cezanın artırılacağını kabul eden mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.