YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15032
KARAR NO : 2012/39628
KARAR TARİHİ : 20.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanığın olay tarihinde müştekinin çalıştığı işyerine giderek burada biri vardı diye sorduğu ve müştekiden işyeri sahibinin ismini öğrendikten sonra bu şahsı tanıyormuş gibi cep telefonunda işyeri sahibi …’i aradığı, … ile görüşme yapıyormuş gibi karşı tarafla konuşarak müştekiden kasada kaç para olduğunu …’in sorduğunu müştekinin 20 TL diye cevap verdiğini, sanığın karşı tarafla konuşmaya devam ettiği ve …’in 100 TL ye tamamlayabilir mi diye sorduğunu müştekiye ilettiği, bu arada telefonu inanması için müştekiye yönelttiği ancak hemen geri çektiği temizlik yapan müştekinin durumdan kuşkulanmadığı sanığın böylece hileli davranışlarla müştekiyi aldatarak 100 TL sini aldığı, hatta parayı aldıktan sonra inandırıcılığını sürdürmek için … imzalı 100 TL alındığına ilişkin alındı makbuzunu müştekiye verdiği şeklinde gerçekleşen olayda, dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak,
5237 Sayılı TCK’nun 53/1-c maddesinde belirtilen kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca koşulu salıverme tarihine kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 53/1-c maddesi uyarınca hükmolunan kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin koşullu salıvermeye kadar uygulanmasına, karar verilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.