Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15137 E. 2012/40507 K. 03.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15137
KARAR NO : 2012/40507
KARAR TARİHİ : 03.07.2012

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’ nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın çiçekçilik yapan müştekiyi arayarak kendisini Harun Karadeniz olarak tanıttığı, … mobilya isimli … yerinde çalıştığını söyleyerek, eşinin doğum günü için bir çiçek buketini … yerine göndermesini istediği, aradan 10 dakika geçtikten sonra tekrar arayarak vereceği paranın 100 dolar olduğunu, para üstünü buna göre getirmesini söylediği, bunun üzerine müştekinin para üstü olan 105 TL ve çiçekle mobilyacının önüne gittiği, sanığın … yerinin önünde müştekiyi beklediği, çiçek
ve para üstünü alarak kendi üzerinde dolar arıyormuş gibi yapıp çiçek buketini de atıp olay yerinden kaçtığı şeklindeki eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, bu nedenle tebliğnamedeki (1) numaralı bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkası bulunduğu halde TCK’ nın 58. maddesi gereğince sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2- Adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında uygulama maddesi olan TCK’ nın 52/4. maddesinin gösterilmemesi,
3- 5237 sayılı TCK’ nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükümde yer alan “100 gün“ ve “2.000 TL. adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine “5 gün” ve “100.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yazılması; adli para cezasının taksitlendirilmesi ile ilgili kısma TCK’ nın 52/4. maddesinin eklenmesi; hüküm fıkrasından 5237 sayılı yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ise çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.07.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.