YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15318
KARAR NO : 2012/40467
KARAR TARİHİ : 03.07.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan da kamu davası açıldığı anlaşıldığından bu suç nedeniyle zaman aşımı süresi içersinde hüküm verilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın Yazıpınar Köyü Yeniyer mevkiinde bulunan 495 parselin maliki olduğu, bu parselin yüzölçümünün 1.238 m2 olduğu, sanığın söz konusu taşınmaza ait tapu belgesi üzerinde yüzölçümü kısmına “3”rakamı ilavesi suretiyle yüzölçümünü 31.238 m2 olarak yaptığı, bu şekilde 25/09/2002 tarihinde tapu belgesi onaylı suretini Tapu Sicil Müdürlüğünden aldığı, yine çiftçi belgesi, çiftçi kayıt formu ve başvuru dilekçesini de sahte olan bu miktar üzerinden düzenleyerek 25/09/2002 tarihide DGD ödemesinden yararlanmak için … Tarım İl Müdürlüğüne müracaat ettiği, sanığın aynı taşınmaza ait 2003, 2004 ve 2005 yıllarında DGD talebinde bulunduğu, en son 2005 yılında 5237 sayılı TCK yürürlüğe girdikten sonra 01/8/2005 tarihinde müracaat ettiği, 2005 yılında Tarım İl Müdürlüğü yetkililerinin 495 parsele ait tapu kaydını Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtip kontrol ettiklerinde sanığın yapmış olduğu sahteciliğin ortaya çıktığı eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetszilik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan
kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine. Ancak;
1-Kamu görevlileri olan Yazıpınarı Köyü Muhtarları … …, ve … Ziraat Odası Başkanlığı yapan İsmail Açıkgöz hakkında aynı konuyla ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/2890 hazırlık numarası üzerinden yürütülen soruşturma akibetinin araştırılarak haklarında dava açılıp açılmadığının saptanması, dava açılmış ve sonuçlanmamış ise, aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı gözetilerek bu dosya ile birleştirilmesi, sonuçlanmış ise dosya örneğinin getirtilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
Sanığın sahte belgeler ile başvurup 2002, 2003, 2004 yıllarında DGD ödemesi alması ve 2005 yılında DGD ödemesi almaya teşebbüs etmesi şeklindeki eyleminin her yıl için ayrı ayrı suç oluştuğu oluştuğu gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle ceza tayin edildiği, bu kapsamda; Sanığa belirtilen yıllar için hangi tarihlerde ödeme yapıldığı belirlenerek her yıl için suç tarihinin ve her yıl için yapılan ödeme miktarının kesin olarak tespit edilmesi, 01/06/2005 tarihinden önce işlenen suçlar açısından, 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı yasanın 9/3 maddeleri kapsamında suç tarihinde yürürlükte bulunan yasa ile önceki ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasanın bütün hükümlerinin olaya uygulanarak lehe yasanın tespit edilmesi, zamanaşımı süresi dolan yıllar için sanığın lehine olan ve eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 504/7 maddesi ve aynı yasanın 102/4, 104/2 maddeleri ile 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı hususunun değerlendirilmesi; 01/06/2005 tarihinden sonra işlenen suç açısından, 2005 yılı için DGD ödeme miktarı da gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e, 35. maddesi kapsamında sadece belirtilen yıl için sanık hakkında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.