Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15852 E. 2012/41779 K. 20.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15852
KARAR NO : 2012/41779
KARAR TARİHİ : 20.09.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıclık
HÜKÜM : Beraat,mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan temsilcisinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,katılan temsilcisi ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Somut olayda;sanığın Zile İlçe İdare Kurulu’nun 16.10.2003 tarih ve 1122 sayılı kararıyla ailesi ve kendisi için yeşil kart aldığı bu kartların süresinin kanunen bir yıl olduğu suça konu yeşil kartlarla ilgili vize işleminin 4.11.2004 tarihinde yapıldığı ve bu şekilde sanık ve ailesinin kartları kullanmaya devam ettikleri bu tarihten sonraki vize işlemi sırasında yapılan araştırma sonucunda sanık ve ailesine ait yeşil kartların Zile İlçe İdare Kurulu’nun 8.12.2005 tarih ve 737 sayılı kararıyla iptal edildiği yeşil kartların henüz iptal edildiği bu tarihte sanığın eşi …’i rahatsızlanması nedeniyle sağlık ocağına götürdüğü burada vize işleminin yerine getirilmediğinin görülmesi üzerine bu işlerden sorumlu olan tanık Doktor … tarafından o an için mağduriyetin giderilmesi amacıyla bilahare vize işlemi için gerekli koşulların yerine getirilmesi gerektiği hatırlatılarak şeklen …’in sağlık cüzdanının vize işleminin yapıldığı olayda;
Sanığın eşine ait yeşilkarttaki vize süresinde yapılan tahrifatın aldatma özelliğinin bulunmadığı ve ilk bakışta farkedilebileceği anlaşıldığından bunu farkedip tedavisine izin veren doktor uygulaması karşısında suçun hile unsurunun oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule Göre de;
1-Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK’nın 61/8 maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi,
2-5237 sayılı TCK.nun 7/2.maddesi gözetilerek; hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK.nun 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş,katılan temsilcisi ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.