Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15890 E. 2012/41403 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15890
KARAR NO : 2012/41403
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın oto pazarında aracını satılığa çıkaran katılanın aracına 15500 TL karşılığında talip olduğu, eşinin üzerine yaptıracağını söyleyerek bir gün sonra noter önünde buluştukları, katılana işlemleri başlatmalarını, paranın hazır olduğunu söyleyip ayrıldığı, noterde devir yapıldıktan sonra sanığın geri döndüğü, katılanın para istemesi üzerine dükkana birlikte almaya gidelim diyerek araçla yola çıktıkları, şoförler cemiyeti önünde evrakları hazırlatacağını söyleyip durduğu, bir süre sonra eşinin imzasının gerekli olduğundan alıp geleceğini katılana beklemesini söyleyerek ayrıldığı ve geri dönmediği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17/09/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dolandırıcılık suçu, 5237 sayılı TCK.nun 157.maddesinde: “hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına yarar sağlamak” şeklinde tanımlanmıştır.
Katılana ait aracın alım ve satımı konusunda katılan ile sanık arasında herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı, uyuşmazlığın satış bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkin olduğu olayda;
Sahteliği ispat oluncaya kadar geçerli belgelerden olan ve sahteliğine dair bir iddia ileri sürülmeyen ….Noterliğince düzenlenen 08.08.2005 tarihli kati satış sözleşmesinde, katılan … tarafından satışa konu aracın satış bedelinin tamamen alındığının belirtilmiş olması,
Sanığın savunmalarında, katılana ait aracı 15300 TL bedelle satın alıp 300 TL kapora verdiğini, noter satışından önce kalan parayı ödemek suretiyle satışın gayri resmi eşi … üzerine yapıldığını belirtmesi, bu savunmanın Tanık … ile olayın hemen akabinde Noterde hazır bulunan Kemal Altunkanat’ın sıcağı sıcağına karakolda verdiği beyanlarla doğrulanmış olması karşısında;
Katılan ile sanık arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaftan ibaret olup, Sanığın üzerine atılı yukarıda tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun yasal unusurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmiş olması yasaya aykırı olmakla hükmün bu sebeplerle bozulması gerekirken mahkumiyet kararının onanması şeklindeki çoğunluk görüşüne karşıyız.