YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16134
KARAR NO : 2012/41702
KARAR TARİHİ : 19.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanığın yanında kimlikleri belirlenemeyen iki kişi de olduğu halde suç tarihinde Ege Üniversitesi önünde değeri düşük saatler sattığı , müştekinin eşine bir saat almaya karar vererek 50,00 TL ödeyip saat aldığı ve bu 50,00 TL verirken cebinde bulunan 400,00 TL parayı da çıkartıp verdiği, bu sırada yanına gelen başka bir şahsın müştekinin koluna girerek “sen benim aldığım saatin parası olan 350,00 TL yi de öde ben hemen bankamatikten para çekip senin paranı ödeyeceğim” diyerek satın aldığını belirttiği saatleri de müştekiye bıraktığı ve bunun üzerine müştekinin bu şahsın saat parasını da sanığa ödediği ve bankamatiğe giden para çekmek isteyen şahsı beklediği ve 3. bir kişinin müştekinin koluna girerek “bak nasıl bankametiğe koşuyor paranı getirecek” diyerek dikkatini dağıttığı,müştekinin geriye dönüp baktığında sanığın yerinde olmadığını farkettiği, şeklindeki eylemlerinin dolandırıcılık suçuna oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
TCK’nun 157/1. fıkrası gereğince hapis cezası yanında adli para cezası da öngörüldüğü halde, sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmemesi,
Yasaya aykırı,O yer C.Savcısının ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.