Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16494 E. 2012/42804 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16494
KARAR NO : 2012/42804
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.03.1973 gün ve 1/237 sayılı kararında açıklandığı üzere halk arasında “üç kağıt” tabir edilen oyunu oynatan sanığın,açtığı kağıtlara para yatırır gibi yaparak müştekiyi yanıltıp “senin adına da basıyorum” diyerek müştekinin elindeki 300 TL’yi alıp diğer sanığa vermek şeklindeki eyleminin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin olunmasına karşılık adli para cezası belirlenirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle 25 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA , ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan hapis cezası yanında TCK. nun 157/1. maddesi uyarınca ” 15 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nun 35. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak 10 gün adli para cezası uyarınca cezalandırılmasına,52/2 maddesi uyarınca günlüğü takdiren 20 TL’den 200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına “kısımlarının” 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 35. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak 3 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20 TL. den 3 gün karşılığı 60 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ‘’ şeklinde değiştirilmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.