Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16522 E. 2012/42673 K. 03.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16522
KARAR NO : 2012/42673
KARAR TARİHİ : 03.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, suç tarihinde taksi şoförlüğü yapan mağdur …’ ın çalıştığı taksi durağına gelerek kendisini diş doktoru olarak tanıttığı, mağdura 700.00 TL vererek, parayı … Öğretmen Evi müdürüne götürmesini istediği, mağdurun parayı saydığı sırada parayı geri alıp, kendisinin de geleceğini söyleyerek taksiye bindiği, öğretmen evine geldiklerinde sanığın içeriye girip bir süre sonra çıktığı ve mağdura üzerindeki paranın eksik olduğunu, … Eczanesine giderek kendisi için 180.00 TL para alıp gelmesini söylediği, daha sonra işinin acele olduğunu beyan ederek mağdurun üzerinde bulunan parayı vermesini istediği, karşılığında da … Eczanesinden alacağı olan 180.00 TL yi alabileceğini söylemesi üzerine mağdurun üzerinde bulunan 80 TL’yi sanığa verdiği, parayı alan sanığın ortadan kaybolduğu şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın savunmalarında, mağdurun zararını mahkeme aracılığıyla gidermeye razı olduğunu ve temyiz dilekçesinde de mağdurun zararını karşılamasının dikkate alınmadığını beyan etmesi karşısında, TCK’nın 168.maddesinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığının, karar celsesinde hazır bulunan mağdurdan sorulup araştırılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.10.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.