YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16549
KARAR NO : 2012/42247
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşılan sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; şikayetçinin oğlunun Kıbrısta askerlik yaptığını öğrenen sanığın, şikayetçiyi ev telefonundan arayarak, oğlu …’ın yanından geldiğini, kendi oğlununda aynı yerde askerlik yaptığını, oğlunun telefonunu çaldırdığını, para ile cep telefonu istediğini ve bir mektup gönderdiğini belirterek şikayetçiye İl merkezinde olan … bankasının bulunduğu yerde beklediğini söylediği, şikayetçinin hemen söylenen yere gittiği, sanığın yanına gelerek şikayetçi ile bir süre konuştuğu ve şikayetçinin yanında getirdiği cep telefonunu oğluna götürmesi için sanığa verdiği, sanığın şikayetçiye “oğluna para göndermeyecek misin?” diye sorması üzerine şikayetçinin Halk Bankası ATM’den 300TL para çekerek sanığa verdiği, ayrıca sanığın şikayetçiye oğlun gönderdi diyerek kendi yazdığı kartpostalı verdiği, daha sonra sanığın ortadan kaybolduğu, akabinde şikayetçinin oğlu ile görüştüğünde oğlunun böyle birisini tanımadığını ve kendisinden telefon ve para istemediğini söylemesi üzerine şikayetçinin dolandırıldığını anladığı olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 27.9.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.