Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16704 E. 2012/42146 K. 26.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16704
KARAR NO : 2012/42146
KARAR TARİHİ : 26.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
5237 Sayılı TCK.nun 168.maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle gidermesi gerektiği, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.05.2008 gün ve 2008/11-127-147 sayılı kararında açıklandığı üzere 5237 sayılı Yasanın 168. maddesi “pişmanlıktan kaynaklanan iade ve tazmini” esas aldığı, somut olayda ise sanığın zararı gidermediği, şikayetçinin 04.03.2008 tarihli celsede zararım ödenmiş olarak kabul edilsin şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla sanık hakkında yazılı şekilde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması alehte temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunda failin hileli hareketleri sonucu sakatlanmış irade neticesinde kişiye ait malvarlığının mülkiyetinin devri, buna karşılık hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten … tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Somut olayda; sanığın,şikayetçiye oğlun polisle kavga etmiş, karakolda ve acil paraya ihtiyacı var diyerek şikayetçiden 450 TL aldığı anlaşılmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hapis cezası “suçun işleniş şekli” nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunduğu halde aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 25 gün olarak tayini suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK nun 61/8 maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi, arttırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 Sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nın 157/1,168/2 maddeleri gereğince sonuç olarak 250 TL adli para cezası ile cezalandırılması ifadesi yerine ”5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 168/2. maddesi gereğince 1/2 oranında inidriim yapılarak 2 gün para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL den hesap edilerek sanığın neticeten 40.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” denilmek suretiyle denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/09/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.