Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16739 E. 2012/41983 K. 24.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16739
KARAR NO : 2012/41983
KARAR TARİHİ : 24.09.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat-Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın herhangi tarımsal faaliyette bulunmamasına rağmen, babasından kalan 21 taşınmaz için kardeşleri yerine imza atıp muvafakatname düzenleyerek, bu belgelerle doğrudan gelir desteği almak üzere 2004 yılında katılan kuruma başvuruda bulunması nedeniyle 17.10.2005 tarihinde sanığa devlet tarafından ödeme yapıldığı, aynı şekilde doğrudan gelir desteği ödemelerinden yararlanmak için, 15/09/2005 tarihinde, Yerköy İlçe Tarım Müdürlüğü’ne yaptığı başvuru sırasında ilgili kuruma ibraz ettiği, toplam 21 adet muvafakatnamede de kardeşleri ve … Köyü … ile köy azası …’nın imzalarını taklit ettiği, bu belgeleri … Köyü mührü yerine Yerköy İlçesi … Köyüne ait mühür ile mühürlediği, böylelikle kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediğinden bahisle açılan kamu davalarının yargılaması sonucunda, sanığın her iki başvuruda da kardeşlerinin sözlü onayı ile hareket etmesi, bütün taşınmazları fiilen kullandığının tespit edilmesi ve söz konusu taşınmazlar için kardeşlerinden hiçbirisinin başvuruda bulunmaması nedeniyle, haksız menfaat temin etmediği ve dolandırıcılık kastı taşımadığı gerekçesine dayalı olarak, mahkemece hakkında tesis edilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılın vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının yapılan incelenmesinde;
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 43.maddesinde, “değişik zamanlarda” denilerek “aynı anda işlenen fiillerde zincirleme suç hükmünün uygulanamayacağı” dikkate alınarak; somut olayda sanığın suça konu muvafakatnameleri aynı anda sahte olarak düzenleyip kullandığı, bu şekilde, TCK’nın 43.maddesinde aranan zincirleme suç koşullarının oluşmadığı dikkate gözetilmeden, anılan hükmün yanlış yorumlanması suretiyle, hakkında fazla ceza tayini,
2-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.