YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17174
KARAR NO : 2012/42930
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, tanık …’in sahibi olduğu işyerine gelip, kendisini bölge trafik müdürlüğünde polis memuru olarak tanıttığı ve almak istediği odun kömürünün tartımının yapıldığı esnada parasının evde olduğunu söylemesiyle müştekinin kendisine ait motorsikletle sanığı bir apartman önüne getirdiği, sanığın apartmana doğru yürüyüp tekrar geldiği, kendisine ait cep telefonunu şarza taktığını söyleyerek müştekiden ekibi aramak üzere cep telefonunu istediği, müştekinin nokia 6332 marka cep telefonunu sanığa verdiği, sanığın bir müddet konuştuktan sonra müştekiye “buraya kadar gelmişken ev kiramı da vereyim sen bana 280 TL para ver euroyu bozdurduğumda kömür parası ile birlikte paranı veririm” demesi üzerine müştekinin sanığa 280 TL parayı verdiği, sanığın cep telefonu ile birlikte apartmanın içerisine girdiği ve ortadan kaybolduğu şeklinde gelişen eylemin, dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın tekerrüre esas daha ağır cezayı içeren başkaca mahkumiyeti bulunmasına karşın daha az cezayı içeren mahkumiyetinin tekerrüre esas alınması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.