Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17191 E. 2012/43185 K. 10.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17191
KARAR NO : 2012/43185
KARAR TARİHİ : 10.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında, 08/05/2007 olan suç tarihinin 13/05/2007 olarak yanlış gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6. Maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Sanığın, polis olmadığı halde sivil polis olduğunu söyleyip, telefonların imei numaralarını sorgulatmak amacıyla katılanların cep telefonlarını ve paralarını aldığı, iddia ve kabul olunmasına göre, aynı yer ve zamanda katılanlara karşı “cep telefonlarınızın imei numarasını kontrol edeceğim” diyerek iki ayrı mağdura yönelik işlenen dolandırıcılık suçunun aynı suç işleme kararı ile tek bir fiille işlediğinin anlaşılması karşısında TCK.nun 157/1.maddesi ile bir kez hüküm kurularak tayin olunan cezanın aynı yasanın 43/2.maddesi uyarınca artırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayini,
2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK nun 61/8 maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde, TCK.nun 62. maddesi ile indirim yapılırken 5 gün üzerinden indirim yapılarak netice ceza paraya çevrilmeliyken ,100 TL üzerinden indirim yapılarak sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
3-5271 sayılı CMK.nun 230/1-d maddesine göre, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların mahkemenin gerekçeli kararında gösterilmesi gerektiği, 5237 sayılı TCK.nun 50.maddesine göre, kısa süreli hapis cezasının, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre seçenek yaptırımlara çevrilebileceği hükümlerin düzenlenmiş olması karşısında, bu hususlar irdelenerek seçenek yaptırımlara çevirme konusunda karar verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden sanık hakkında TCK 50.maddenin takdiren uygulanmasına yer görülmediği ibaresi kullanılarak yazılı şekilde karar verilmesi,
4-5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.madesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.