Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17314 E. 2012/43755 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17314
KARAR NO : 2012/43755
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli kararın başlık bölümünde suç yeri ve zaman diliminin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nun 232/2-c maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda;sanıkların nakliye işiyle uğraşan katılan … Nak.Tic.Ltd.Şti’den diğer katılan … Gıda San.A.Ş’ye ait 20.000 TL değerindeki makarnayı … plakalı kamyon ile İstanbul İline götürmek için teslim aldıkları ancak ilgili yere götürmeyip Afyonkarahisar İlinde başka bir şahsa 8000 TL’ye satıp aralarında eşit şekilde pay ettikleri olayda, mahkemenin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Cumhuriyet Savcısı ve sanıkların hazır olduğu oturumda şikayetçi … Gıda San.A.Ş’nin davaya katılmasına karar verilmiş olup, Cumhuriyet Savcısı, sanıklar ve sanıklar … ve … müdafiilerinin de buna karşı beyanda bulunmadıkları anlaşılmakla, ayrıca katılmaya karşı diyeceklerinin sorulmaması ve Cumhuriyet Savcısının görüşünün hükmün gerekçesinde yazılmaması sonuca etkili olmadığından, sanıklar hakkında TCK.nun 155/2.maddesi uyarınca uygulama yapılırken hapis cezasının yanında öngörülen adli para cezasına hükmedilmemesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından, sanıkların başka suçlardan tutuklu bulunmaları ve savunmalarının alınmış olması dikkate alınarak, savunma haklarının kısıtlanmamış olması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı Yasa’nın 53.maddesi 1.fıkrasının a.b.d.e bendinde yer alan hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı fıkranın c bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,sanık … hakkında verilen cezanın TCK’nın 58/6 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmünün belirtilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek,sanık … açısından; tekerrürle ilgili bölümün çıkartılarak, yerine , sanığa ait adli sicil kaydına göre, ”İzmir 19.Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/272 esas ve 2004/181 karar sayılı mahkumiyet kararı nedeniyle, sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” ibareleri eklemek suretiyle sair yönleri usül ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.