YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17458
KARAR NO : 2012/44067
KARAR TARİHİ : 21.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların müştekiye ait halı mağazına giderek 4 adet halıyı 2400 tl karşılığında aldıkları, parayı peşin olarak evde vereceklerini söylemeleri üzerine müştekinin yanında çalışan tanık … …’ü halıları bırakması için onlarla birlikte evlerine gönderdiği, tanığın halıları eve bıraktığı, sanık … kayınbiraderi olduğunu belirten bir şahsı göstererek onun evinden parayı alacağını söylemesi üzerine bu şahıs ile birlikte evine gittiği, şahsın müstakil bir evin önünde aracı durdurduğu ve sonra bu eve girerek parayı getirmeden ortadan kaybolduğu şeklindeki eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 Sayılı TCK’nun 53/1-c maddesinde belirtilen kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca koşulu salıverme tarihine kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; bu aykırılıkların aynı kanunun 322.maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı yasanın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasındaki ilgili bölümü TCK’nın “53/1-c maddesinde sayılan velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisinden koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılması” şeklinde değiştirilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Sanıkların işledikleri suç nedeniyle yakalandıklarında kendileri hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla kimliklerini … olarak bildirerek, bu kimlik bilgileriyle yakalama, üst arama tutanağı ve teslim tutanağı düzenlendiği anlaşılmakla; eylemin, bildirdikleri kimlik bilgilerinin gerçekte var olan kişilere ait olduğunun belirlenmesi durumunda 5237 sayılı TCY.nın 268/1.maddesi yollamasıyla, 267/1.maddesindeki “iftira” suçunu, gerçekte var olmayan kişilere ait olduğunun saptanması halinde ise, aynı Yasanın 206.maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturacağı gözetilerek,…gerçek kişiler olup olmadığının ibraz edilen kimliklere göre nüfus idaresinden kayıtları getirtilip tespiti ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 21.11.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.