YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17597
KARAR NO : 2012/45035
KARAR TARİHİ : 06.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların birlikte müşteki …’ya ait olan ve diğer müştekinin de çalıştığı işyerine gitmeleri, değeri düşük bir mal alımı sebebiyle 50,00 YTL bütün para uzatmaları, müşteki …’ın para üstü ayarlamaya çalıştığı sırada sanıklardan …’ ün kendisine verilen para üstü ile birlikte 50,00 YTL’ yi geriye alıp dükkandan ayrılmaya çalıştıkları sırada durumu fark eden müşteki …’nın bağırıp, dükkandan ayrılmamalarını söylemesi, buna rağmen sanıklardan …’ün para üstü ile birlikte hızla dükkandan kaçıp uzaklaşması, diğer sanık …’in müşteki …’nın işyeri komşularının da yardımı ile işyerinden uzaklaşmadan yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1-Sanık … hakkında verilen hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Suça konu 40 TL’nin polis merkezinde sanık … tarafından müşteki …’a iade edilmesi karşısında, iadenin pişmanlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığında değerlendirilerek sanıklar hakkında TCK’nun 168.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3-5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.