YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17852
KARAR NO : 2012/45712
KARAR TARİHİ : 17.12.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, … Hastanesi’nde bacağındaki damar tıkanıklığı nedeniyle ameliyathaneye alınan babasını beklemekte olan şikayetçi …’a elinde bir kağıt ile yaklaşarak, …’nun yakını olup olmadığını sorduktan sonra kendisinin hasta kabulde görevli olduğunu, ameliyat için sigortaya para yatırılması gerektiğini bu sebepten dolayı babasının içeride bir kenarda bekletildiğini, eğer para yatmaz ise ameliyatın yapılmayacağını söyleyerek ikna etmesi nedeniyle, katılanın üzerinde bulunan 65,00 TL.yi sanığa verdiği, daha sonra birlikte para bulmak için katılanın oturduğu mahalleye gittikleri, orada katılanın ameliyat için şikayetçi …’den 150 TL, başka bir komşusundan 200 TL para alarak
toplam 350 TL.yi sanığa verdiği ve mahalleden ayrıldıkları, sanığın 5 dakika sonra tekrar şikayetçi …’in yanına giderek “İsmigül’ün 500 TL.’ye daha ihtiyacı var senden 350 TL istiyor, karşıda bekliyor” demesi nedeniyle 350 TL. daha parayı sanığa verdiği anlaşıldığından, katılan …’e yönelik eyleminin “kişinin içinde bulunduğu tehlikeli ve zor şartlardan yararlanmak suretiyle” işlenen nitelikli dolandırıcılık, şikayetçi …’e karşı eyleminin ise basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mahkemece sanık hakkında, hükmolunan mahkumiyet kararının bir sonucu olarak TCK.nın 53. maddesinin 1-2-3 fıkralarının uygulanmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, bu yönden bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.