Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17867 E. 2012/45932 K. 19.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17867
KARAR NO : 2012/45932
KARAR TARİHİ : 19.12.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların sevk ve idarelerindeki araçları ile 06.10.2006 tarihinde saat 15:30 sıralarında … köyü … mahallesinde maddi hasarlı trafik kazası yaptıkları, sanık …’ in aracının kasko sigortası süresinin kaza tarihinden önce dolduğu ve sigortayı yeniletmediği için hasar bedelini sigortadan alabilmek amacıyla kasko sigortasını yeniletmesinden sonra kaza başka bir yerde yapılmış gibi gösterecekleri hususunda aralarında anlaşarak kaza mahallinden ayrıldıkları, sanık …’ in aynı gün kasko sigorta süresini 1 yıl daha uzatmasından sonra diğer sanık … ‘ u aradığı ve sanıkların aynı tarihte akşam 20:30 sıralarında Alaplı ilçe merkezinde buluştukları, orada kaza yapmış gibi göstermek amacıyla İbrahim’ in daha önceki kaza yerinden aldığı cam kırıklarını etrafa saçıp trafik polisi çağırdıkları ve 06.10.2006 tarihli kaza tespit tutanağı düzenlettikleri, bu tutanak ile sigorta şirketine başvurarak hasar bedelinin ödenmesini talep ettikleri, ekspertiz çalışmaları sonuçlandırılarak evraklar bölge müdürlüğüne gönderildiğinden sanıklara herhangi bir tazminat ödemesi yapılmadan durumun ortaya çıktığı şeklinde gerçekleşen olayda;
A-Sanık … hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’ nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Savcısının ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Sanıklar hakkında dolandırıcılık ve sanık … hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Savcısının ve sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Kazanın 06.10.2006 tarihinde meydana gelmesi ve … Sigorta A.Ş’ nin 08.11.2006 tarihli yazısında sanık …’ a ait aracın kasko sigortasının 05.10.2006 tarihinde saat 15:01′ de düzenlendiğinin bildirilmesi karşısında, kaza tarihi itibariyle kasko sigortası bulunan sanık …’ in aracındaki hasarı sigorta kapsamında tazmin edebileceği anlaşıldığından dolandırıcılık suçunun zarar unsuru oluşmadığı gözetilmeksizin sanıkların dolandırıcılık suçundan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2- Sanık … hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükümden sonra, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.12.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.