Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17873 E. 2012/45942 K. 19.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17873
KARAR NO : 2012/45942
KARAR TARİHİ : 19.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın … marka aracını satmak amacıyla internetten ilan vermesi üzerine temyiz talebinde bulunmayan …’in katılanı telefonla arayarak alıcı olmak istediği, yaptıkları pazarlık sonucu 34.300 TL’ye anlaştıkları, …’ in aracı görmek istediğini söyleyerek katılana yol masrafı için 150 TL para gönderdiği ve aracı …’ya getirmesini istediği, katılanın suç tarihinde …’ya gelerek … ve sanık … ile buluştuğu, sanıkların katılanı kandırmaya yönelik olarak açtıkları ve herhangi bir kaydı bulunmayan köy garajındaki … Oto Galeri isimli … yerine götürdükleri, burada diğer sanık … ve suça sürüklenen çocuk …’i yanlarında çalışan şahıslar olarak tanıttıkları, parayı peşin vereceklerini söylemeleri üzerine katılanın aracın satışına ilişkin … adına çıkardığı vekaletnameyi …’ ya verdiği, sanıkların katılana yemek yedireceklerini söyleyerek … Köyüne götürdükleri, burada …’in acil bir işinin çıktığını belirterek başka bir otomobil ile köyden ayrıldığı, sanık …’ in ise bankadan para çekmeye gideceğini söyleyerek katılana ait ve satışa konu edilen aracı alarak ayrıldığı, sanık … ile suça sürüklenen çocuk …’in ise köyde katılanı oyaladıkları, …’in kendisine verilen vekalet ile suça konu aracın devrini ertesi gün sanık …’in kardeşi olan ve temyiz talebinde bulunmayan …’in üzerine yaptığı şeklindeki olayda;
A-Sanıklar … ve … hakkındaki hükümlerin incelenmesinde;
Tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık … hakkında TCK’nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 gün ve 2007/20-108, 2007/152 sayılı kararın açıkladığı üzere, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal ve dosya içeriği ile örtüşmesi gerekmektedir.
Hükmolunan hapis cezası alt sınırdan tayin olunmasına rağmen, aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan hapis cezası yanında tayin olunan adli gün birim cezasının 5 güne indirilmesi, gün para cezasının günlüğü 20,00 TL’den çevrilmek üzere 100 TL’ye düşürülmesi suretiyle; sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Suça sürüklenen çocuk … hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5395 Sayılı Yasa’nın 3/a-2.maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk için suça sürüklenen çocuk ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması,
2-Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 gün ve 2007/20-108, 2007/152 sayılı kararın açıkladığı üzere, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal ve dosya içeriği ile örtüşmesi gerekmektedir.
Hükmolunan hapis cezası alt sınırdan tayin olunmasına rağmen, aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
3-5237 Sayılı Kanunun 50/3.maddesi gereğince, fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış ve sabıkasız olan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlarından birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, kazanılmış hakkının gözetilmesine, 19.12.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.