YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17879
KARAR NO : 2012/45771
KARAR TARİHİ : 18.12.2012
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ın kendi adına tapuda kayıtlı olan … mevkiinde bulunan 209 ada 19, 20 ve 21 parsel sayılı taşınmazını 12/09/2005 tarihinde …’e sattığı ve tapuda aynı tarihte devir yaptığı, buna rağmen sanığın 27/06/2006 tarihinde aynı taşınmaz için doğrudan gelir desteği almak amacıyla Tarım Müdürlüğüne başvuru yaptığı, taşınmazı devralan …’nin da destek için başvuru yapması üzerine olayın ortaya çıktığı, bu şekilde sanık …’ın nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu, diğer sanıkların da, muhtar ve aza olarak gerekli incelemeyi yapmadan evrakları onaylayarak görevi ihmal suçunu işlediklerinin iddia edildiği,
1-Sanıklar … ve … haklarında verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Muhtar ve aza olan sanıkların mahalle veya köylerindeki bütün gayrimenkul satışlarını bilme imkanlarının olmaması, bilerek onayladıklarına dair delil bulunmaması karşısında, mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın yaşlı ve hasta olduğunu, hafızasının iyi olmadığını, taşınmazlarıyla ilgili … ve işlemlerinin oğlu … tarafından yapıldığını, bütün işleri ona devrettiğini, sadece kendisinin imza attığını belirtmesi karşısında, sanığın oğlunun tanık sıfatıyla dinlenerek, tapuda devir ve doğrudan gelir desteği ile ilgili başvuruların kim tarafından yapıldığı, babasının yapılan bu işlemlerden haberinin olup olmadığı, babasına ait işleri kimin yürüttüğü, kendisine verilen bir vekaletname bulunup bulunmadığı hususlarının sorulması, taşınmazın devredilmesinden sonra, fiilen kim tarafından kullanıldığı, sanığın talep ettiği ödemenin 2005 mi 2006 yılına mı ait olduğu, sanığa daha önce aynı taşınmazla ilgili ödeme yapılıp yapılmadığı, taşınmazı devralan …’in doğrudan gelir desteği dosyasının getirtilerek, hangi taşınmaz için başvuru yaptığı, bu taşınmazın, suça konu taşınmazla aynı olup olmadığı, buna göre kurumun zararının oluşup oluşmayacağı, sanığın suça konu taşınmaz haricinde ödeme aldığı ya da başvuruda bulunduğu başka taşınmazlar bulunup bulunmadığı ile sanığın hafızasının yerinde olmadığını da belirtmesi karşısında; işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınıp bütün delilleri toplandıktan sonra sonucuna göre, sanığın suç işleme kastının değerlendirilerek hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.