Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18282 E. 2013/1407 K. 28.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18282
KARAR NO : 2013/1407
KARAR TARİHİ : 28.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’nın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde mağdur …’in pompacı olarak çalıştığı benzin istasyonuna giderek 6 TL ‘lik benzin aldıkları, mağdura önce 100 TL verdikleri, ancak daha sonra konuşmaları ve hareketleriyle mağdurun kafasını karıştırmak amacıyla kendilerinde bozuk para olduğunu söyleyip 100 TL’yi geri alarak mağdura 1 TL verdikleri ve 101 TL vermiş gibi 95 TL para üstünü mağdurdan aldıkları, bu olaydan birkaç saat sonra da bu sefer başka bir benzin istasyonunda pompacı olarak çalışan mağdur …’nın bulunduğu yere giderek 35 TL’lik benzin almak istediklerini belirtip 100 TL para verdikleri,
aynı şekilde konuşmaları ve hareketleriyle mağdurun kafasının karışmasını sağlayarak mağdurdan 100 TL yi geri alıp bunu iki 50’lik yap dedikleri, mağdurun da iki adet 50 TL yi sanıklara verdiği, ancak sanıkların 100 TL’yi tekrar mağdura geri vermedikleri anlaşıldığından, eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mahkemece 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin “1/b” bendi dışındaki hükümlerinin uygulanmasına karar verilmemiş ise de; sanıkların kasıtlı olarak işledikleri suç nedeniyle belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarının hapis cezasının kanuni bir sonucu olması karşısında, infaz aşamasında gözetilecek bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan hükmolunan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan hükmolunan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.