YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18285
KARAR NO : 2013/1408
KARAR TARİHİ : 28.01.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’in daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde kamyonetini kiralamak istediğini bildikleri katılan ile bağlantı kurdukları, sanık …’ın, katılana kendisini bakliyat işi ile uğraşan birisi olarak tanıtıp yapacakları pazarlama için araç lazım olduğunu, aracını kiralamak veya satın almak istediğini, ayrıca katılana yanlarında sigortalı işçi olarak da çalışabileceğini belirttiği, bunun üzerine katılanın … plakalı aracını 7.500,00 TL ye satmayı kabul ettiği, aracın borcunun olmadığına dair evrakın tedarikinden sonra sanık …’ın para çekmeye bankaya gideceğini, aracın devrini yardımcısı olarak tanıttığı diğer sanık …’ın üzerine yapmalarını söylediği, katılanın durumdan şüphelenmesi üzerine sanık …’ın “biz aynı şirketin elemanlarıyız fark etmez” diyerek olayı geçiştirdiği, aracın satışını noterden …’a devrettiği, ancak …’ın bankada problem olduğunu belirtip parayı daha sonra vereceğini söylediği, bu süreç içerisinde katılana 8.000,00 TL bedelli senet vererek onu oyaladıkları gibi, ona herhangi bir ödemede bulunmadıkları anlaşıldığından, eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan hükmolunan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık …… hakkında dolandırıcılık suçundan hükmolunan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.