Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18513 E. 2013/2161 K. 06.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18513
KARAR NO : 2013/2161
KARAR TARİHİ : 06.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma, Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında hakaret suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’un 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanığın bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için ise; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, Antalya ilinde pansiyonu olan müştekinin işyerinde kaldığı, bu esnada hayvan alım satımı konusunda aralarında anlaştıkları, tanık … ile birlikte bu amaçla Erzurum İli … İlçesine geldikleri sırada hayvan bulacağını söyleyerek sanığın kapora istemesi üzerine müştekinin 6.000 TL’yi sanığa verdiği, ancak sanığın hayvanları teslim etmeden kaçtığı şeklinde gerçekleşen olayda, somut olguların değerlendirilmesi ve tarafların yargılama aşamalarındaki beyanlarına göre sanığın müşteki tarafından kendisine verilen, kapora bedeli olarak aldığı parayı hileli davranışlarla elde ettiği anlaşıldığından eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde suç vasfında yanılgıya düşülerek güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 06.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.