YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18785
KARAR NO : 2013/2933
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
… Otoyolu üzerinde beklemekte olan mağdur …’ın yanına araçları ile yaklaşan sanıklardan …’in, aracın içerisindeki sanık … …i göstererek şahsın yabancı uyruklu olduğunu, polislerin şahsı …’ye götürmek üzere kendilerine teslim ettiğini, …’nin ne tarafta olduğunu sorduğu, bu esnada sanık … …in Arapça konuşmaya başladığı, diğer sanıklar… ve…’nin de mağdur ile sohbet etmeye başladığı, yabancı şahıs olarak tanıtılan sanık … …in elindeki çantayı açarak içerisinden çıkardığı üzerinde Kabe kabartması bulunan zincirli köstekli saatleri satmak istediği, sanıklardan birinin hazırlanan mizansen çerçevesinde saatlerden birisini 800,00 TL ödeyerek, bir diğer saati ise cep telefonunu vererek satın aldığı, bu arada mağdura saatlerden birisini de kendisinin almasının teklif edildiği, aracın arkasında oturan sanıklardan birinin saati ısırarak kontrol edip altın olduğunu söylediği, saatin altın olduğuna inanan mağdurun 70,00 TL ve iki cep telefonunu vererek saatlerden birini satın aldığı, yolun karşısına geçip bir arkadaşına saati gösterdiğinde altın olmadığını anlayarak durumu kolluk görevlilerine ihbar ettiği, sanıkların Tarsus civarında plakası verilen araçlarının içerisinde yakalandıkları olayda,
mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup; olayın hemen ardından otoyol üzerinde durdurulan araçlarının içerisinde yakalanan sanıkların üzerilerinde bulunan mağdurdan aldıkları 70,00 TL para ile iki adet cep telefonuna kolluk görevlilerince el konulup durumun yakalama tutanağına şerh düşülmesi karşısında, sanıkların pişmanlık göstererek zararı giderdiklerinden bahsedilemeyeceği gibi sanıklar hakkında TCK.nun 51/1 maddesinin uygulanmama gerekçesinde sanıkların pişman olmadıkları vurgulandığından tebliğnamedeki, “sanıkların suç eşyasını kendi rızaları ile teslim ettiklerinden haklarında 5237 sayılı TCK.nun 168 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması nedeniyle bozma” isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
1) Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2) Sanıklar …, … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafii ile sanık …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.