Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18867 E. 2013/3195 K. 21.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18867
KARAR NO : 2013/3195
KARAR TARİHİ : 21.02.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temel adli para cezasının, TCK’nun 52/1-2. maddelerinde belirtildiği şekilde “tam gün sayısı” olarak belirlenmesi, cezada arttırım ve indirimlerin bu sayı üzerinden gerçekleştirilmesi ve yüklenen suç açısından neticede ortaya çıkan para cezasının “suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olması” halinde gözetilmemesi, sonuca etkili bulunmadığından, katılan lehine karar tarihinde yürürlükte olan Tarife’ye göre maktu vekalet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmolunması ise aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, adli emanetin 2007/7209 sırasında kayıtlı eşya hakkında mahkemesince her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, …,adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı fotokopisi ve sair bir kısım belgelerle katılan banka şubesine kredi müracaatında bulunması, banka görevlisinin sunulan belgelerin sıhhati yönünde yaptığı araştırma neticesinde gerçeği yansıtmadıklarını anlaması üzerine polise ihbarda bulunup yakalanmasını sağlaması şeklinde iddia olunan somut olayda, eylemin “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabul ve uygulamasında yukarıdaki eleştiriler dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 21/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.