Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18868 E. 2013/2990 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18868
KARAR NO : 2013/2990
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanıkların yanlarında bulunan dört adet altın süsü verilmiş zinciri satmak amacıyla Konya’ya geldikleri, sanık …’in bir adedini şikayetçi …’a gösterdiği,şikayetçinin 14 ayar altın olduğunu ve 380 TL’ye alacağını söylemesi üzerine sanık …’in bunu kabul ettiği, parayı alarak oradan ayrıldığı, parayı sanık …’ye verdiği, daha sonra sanık …’in yine aynı mahalde işyerini çalıştıran şikayetçi …’a bir adet zinciri satmak istediği, zincirin değerinin ve ağırlığının ölçmesi sırada önceki satıştan şüphelenen şikayetçi…’in takip ile bu işyerine geldiği, sanık …’in arkasından da diğer sanıkların yakalandıkları, alınan 380 TL paranın sanık …’ın üzerinde bulunduğu, sanık …’nin üst aramasında ise iki adet daha zincir ele geçirildiği anlaşılmakla, sanıkların birlikte hareket ederek dolandırıcılık suçunu işledikleri gerekçesiyle mahkumiyetlerine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında TCK’nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Sanıklar hakkında hükmedilen adli para cezasının, paraya çevrilmesi sırasında uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK’nun 232/6.maddesine aykırılık oluşturulması,
2)5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53.madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün paraya çevirme ile ilgili bölümüne, “günlüğü” ibaresinden önce gelmek üzere “bu cezanın TCK’ nın 52/2 maddesi gereğince” ibaresinin yazılması ve hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53.maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 19.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.